Son zamanlarda
en çok karşılaştığımız sorulardan birisi olan "Kaya tuzu mu sofra tuzu mu?” sorusu hakkında merak edilenleri
cevaplandırdık.
Sofra tuzu; Doğrudan tüketiciye sunulan, ince
toz haline getirilmiş, iyotla zenginleştirilmiş, rafine edilmiş veya edilmemiş
yemeklik tuzlardır. Kaya tuzu; ise
yer altında az veya çok derinlerden katı halde elde edilir. Kaya tuzu yatakları,
jeolojik devirlerde buharlaşma sonucu denizlerin ya da kapalı iç havzaların
kuruması ile oluşmuştur. Sofra tuzu ile Kaya tuzu arasındaki fark mineral miktarıdır.
Örneğin;1 gr sofra tuzunda 0.4 mg kalsiyum bulunurken, kaya tuzunun 1 gramında
1,6 gr kalsiyum vardır. 1 gramlarında bulunan sodyum ise sofra tuzun 387 mg, kaya
tuzunda 382 gramdır. Görüldüğü üzere sodyum miktarlarında fark yok denecek
kadar azdır. Unutmayalım ki tuzu tuz yapan sodyumdur. Mineral daha fazla
diyerek kaya tuzu kullanımının fazla olması hipertansiyon riskini aynı sofra
tuzunda olduğu gibi artmasına yol açar.

HİPERTANSİYON en basit tabiriyle kanın damarlara
uyguladığı basınçtır. Kan basıncısistolik ve diastolik olmak üzere
ikiye ayrılır. Sistol, kalbin kanı
pompalarken oluşturduğu basınç(kasılma) halk arasında bilinen adıyla büyük tansiyondur. Diastol ise kalbin kan pompalamaya ara verdiği dönemdeki basınç
yani gevşeme halk arasında bilinen adıyla küçük
tansiyondur. Normal kan basıncı değerleri sistolik için en çok 130 mm Hg, diastolik için ise en çok 80 mm Hg
olmalıdır, bu değerler normal kan basıncı değerleridir. Kan basıncınız 140/90
mm Hg üzerindeyse ‘sınırda hipertansiyon’,160/90
mmHg üzerindeyse hipertansiyon tanısı konulabilir.

HİPERTANSİYON NEDEN ÖNEMLİDİR?
Hipertansiyon; felç,
böbrek hastalıkları, koroner kalp
hastalığı için önemli risk faktörüdür. Tedavi edilmeyen hipertansiyon
damarların esnekliğini kaybettirir. Bu durum damar sertliği yani ateroskleroz olarak adlandırılır.
Kalbin iş yükü artar ve hasar yaratır. Eğer
ataroskleroza bağlı kan pıhtısı oluşursa buna koroner trombozu, miyokard
enfarktüsü veya bilinen adıyla kalp
krizi denir. Ayrıca yine bu sebeple beyne kan ve oksijen taşıyan bir
atardamarın daralması sonucu inme oluşur. Ayrıca diğer belirtileri;
• Sık
idrara çıkma özellikle geceleri uyanıp idrar yapma
• Bulanık ya da çift görme
• Bacaklarda şişlik
• Nefes darlığı
• Halsizlik, yorgunluk
• Kulak çınlaması
• Burun kanamaları
• Düzensiz kalp atışı ve kalp ağrısı
• Baş dönmesi ve baş ağrısı
Görüldüğü üzere Hipertansiyon eğer tedavi edilmezse ciddi sağlık sorunlarına hatta ölüme neden olur.

PEKİ, TEDAVİSİ NASIL OLMALI?
Birçok
hastalıkta olduğu gibi beslenme Hipertansiyontedavisi için oldukça önemlidir. Yapılan araştırmalarda hipertansiyonun
kalıtsal faktörlerin dışında, yaşam ve beslenme tarzının direkt olarak
bağlantılı olduğu ortaya konulmuştur. Aşırı tuz ve alkol tüketimi, ideal
kilonun üzerinde olma, stres tansiyona etki eden diğer unsurlardır. Öncelikle
kişinin ideal kilosuna inmesi sağlanmalı. Çünkü yapılan çalışmalar gösterdi ki
beden ağırlığı olması gerekenin %20 üstünde olan bireylerde hipertansiyon
sıklığı normal kiloluların 2 katıdır. Ayrıca tükettiğimiz besinlerin yağ, şeker
ve tuz oranına dikkat etmeli, kan şekerimizi dengede tutmalıyız. Hipertansiyon
hastalığı denince akla ilk gelen öneri tuzdan uzak durulması gerektiğidir.
Ancak ne yazık ki siz sofra tuzunu sofradan kaldırsanız, yemeklerde
kullanmasanız bile tükettiğimiz birçok gıdayla vücuda belirli miktarda tuz
alıyoruz. Bu nedenle yapılması gereken; mutfakta tuzluk, yerini baharatlara
bırakmalı!
Kereviz, mantar, hardal otu, kimyon,
sarımsak, karanfil, karabiber, kırmızıbiber, sivri biber, tarçın, maydanoz,
taze soğan, kekik, biberiye ve defne gibi küçük yapraklı baharatları pişirme
esnasında yemeklerimizde kullanmalıyız. Çünkü bu keskin lezzetli baharatlar
aromalarını ısınınca açığa çıkarırlar. Mevsimsel olarak değişen taze meyve ve
sebzelerde bulunan karotenoid ve Passionis- karoten (provitamin A), domatesteki
likopen, sarımsak ve soğandaki sülfidler, çilek, ahududu ve kırmızı üzüm de
bulunan antioksidanlar; damar çeperlerinin sertleşmesine neden olan LDL kolesterolün
oksidasyonunu engeller.
HİPERTANSİYONA
ÖZEL DİYET : DASH (Dietary Approaches to Stop Hypertension)
Diyetin
temel ilkeleri sodyumu orta düzeyde tutup; basit şeker, toplam yağ, kolesterol
ve doymuş yağ asitlerinden fakir; protein, posa, potasyum, magnezyum, kalsiyum
ve karbonattan zengin diyet oluşturmaktır. DASH diyetinde; doymuş yağ
azaltılması, sebze- meyve tüketiminin artırılması, kırmızı et yerine tavuk,
diğer kümes hayvanları ve balık tercih edilmesi, hazır gıdalardan uzak
durulması vardır.
Örnek DASH diyeti menüsü

Sabah: Açık şekersiz çay 2 dilim az tuzlu
peynir, domates, salatalık, yeşillik 2 tam ceviz 2 dilim tam buğday ekmeği
Öğle: 1 porsiyon zeytinyağlı sebze yemeği
2-3 köfte büyüklüğünde beyaz et (ızgara, haşlama veya fırında) 1 küçük kâse
yoğurt 1 ince dilim tam buğday ekmeği
Ara:1 orta boy mevsim meyvesi
Akşam: 1 küçük kâse çorba Etli-etsiz sebze
yemeği Zeytin yağlı mevsim salata 1 kâse yoğurt
Ara: Yarım su bardağı kefir 1 çay bardağı
sarı leblebi 1 yemek kaşığı kuru üzüm
Not: Bu örnek menüdür. Diyet listeleri
kişinin; cinsiyet, yaş, kilo, boy ve diğer hastalık bulundurma durumlarına göre
değişir. Kişiye özeldir.
© 2016 - 2026 E-zayıflama -
Tüm Hakları Saklıdır. İçerik Problemleri İçin Lütfen İletişim
Sayfasından İletişim Yollarını Deneyiniz.
E-Zayıflama ; CC Holding İştirakidir.